EN YENİLER

EN İYİLER



Mahmude (bingözotu)
Çitsarmaşığıgiller familyasından; Anadolu'da ve Suriye'de yetişen, sarılarak tırmanan, sürünücü ve sütlü, çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi ince ve tüysüzdür. Çiçekleri beyaz ve sarımsı renktedir. Meyvesi 4 tohumlu, 2 gözlü bir kapsüldür. Kökleri uzun ve kalındır. Kökü, nişasta, tanen, müsilaj ve "skammonin" taşır. Ev ilaçlarında kullanılmaması tavsiye edilir.

Faydası : Kalınbağırsağa tesir eden tahriş edici bir müshildir. Frengide faydalıdır.



Mandalina (mandarin)
Turunçgiller familyasından; 5-6 m yüksekliğinde mandalina ağacının meyvesidir. Tatlı, kokulu, lezzetli, vitamince zengin bir meyvedir. Kabuğundan esans çıkarılır.

Faydası : Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Damar sertliği, felç ve gripte faydalıdır.


Mantar (fütr)
Boy, biçim ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösteren, yüz bin kadar çeşidi bulunan bir çeşit bitkidir. Karada ve tatlı sularda yaşarlar. Mantarların içinde tıbbi etkileri olanlar, gıda olarak kullanılanlar, zehirlenmelere sebep olanlar, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık yapanlar, antibiyotik madde oluşturanlar ve kimya sanayiide kullanılanlar vardır. Yenen mantarların çoğu bazitli mantarlardır. Bunların 500 kadar cinsi ve 13500 kadar türü vardır. Sporları şişkin bir hif ucunda 4 tane olarak meydana gelir. Makbul olan türü şemsiye mantarıdır. Büyük ve göz alıcı bir şekildedir. Şapkası başlangıçta yuvarlak veya yumurta biçimindedir. Sonradan çan, şemsiye veya tabak şekline döner. Rengi beyazımtırak gri ile esmerimtırak gri arasında değişir. Çapı 25-30 cm kadardır. Eti yumuşak ve süt gibi beyazdır. Lezzeti hoştur. Yer mantarı da yenir. Huni biçimindedir. Şapkasının eti sarımtırak beyaz ve sarı kenarlıdır. Kokusu kayısıyı hatırlatır. Lezzeti ise karabiberi andırır. Hazmı güçtür.

Faydası : Etin yerini tutar. Protein değeri etten fazladır. Yorgunluğu giderir. Düşünme ve öğrenme yeteneğini geliştirir. Kansızlığı giderir. Bedenin gelişmesinde yardımcı olur. Romatizma ve üremi olanlar yememelidir.


Margarit (çayır kasımpatı)
Dağlarda ve çayırlarda yetişen güzel çiçekli bir bitkidir. Kasımpatıya benzer. Dalları ufaktır. Yeşil yaprakları dantela gibidir. Çiçeklerin etrafında beyaz yaprakları vardır. Ortası altın sarısı rengindedir. Çiçekleri yaz aylarında toplanıp kurutulur.

Faydası : İdrar söktürür. Terletir. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Egzama, temriye gibi deri hastalıklarında şikayetleri giderir.


Marrup (marupa)
İkiçenekliler sınıfının, simaroubaceae familyasından, Amerika'da dokuz türü olan, bileşik almaşık yapraklı bir ağaçtır. Antillerde yetişen şişmarouba amara; 20 m kadar boyunda bir ağaçtır. Kabuğu düz, pürüzsüz, grimsi ve çok acıdır. Kerestesi kıymetlidir.

Faydası : Ateş düşürür. Kalp hastalıklarında faydalıdır.



Mercimek (merdümek)
Baklagiller familyasından; beyaz çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisi ve bunun besin olarak kullanılan yuvarlak, yassı tohumudur. Mart - Nisan aylarında ekilir. İlk çağlardan beri Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. İçeriğinde B vitaminleri ve fosfor vardır.

Faydası : Beden ve zihin gücünü artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Bağırsaklara yumuşaklık verir. Sinir zafiyetlerinde faydalıdır. Kan yapar. Anne sütünü artırır. Baharatlı çorba şeklinde yenmesi tavsiye edilir.



Meşe (bişe)
Kayıngiller familyasından; kışın yaprak döken veya her zaman yapraklı olan, uzun ömürlü bir orman ağacı cinsidir. Odunu sık dokulu; ağır, sert ve damarlıdır. Erişkin meşenin odunu, kızıla çalan koyu sarı renktedir. Doğal olarak 30'dan fazla türü vardır. Yurdumuzda birçok çeşidi vardır.

Faydası : İshal ve dizanteriyi keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını tedavi eder. Kanamaları durdurur. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.


Mısır (zea mays)
Buğdaygiller familyasından; 180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır.

İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar.

Bunlar mısırpüskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısırpüskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabityağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü, idraryollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır.

Mısırözü yağı, mısır tanelerinden çıkarılır. İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini, az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler.

Faydası : Daha ziyade mısırpüskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir. Ancak hazmı biraz güçtür. Guatr olanların yememesi tavsiye edilir.


Mineçiçeği (kanotu)
Mineçiçeğigiller familyasından; gövdesi dört köşeli, sapsız yaprakları tüylerle örtülü, otsu bitki veya ağaçcıktır. Çiçekleri başak durumundadır.

Renkleri eflatun veya bazen de alacalıdır. Yurdumuzda yetişen verbana officinalis denilen türü 30-80 cm boyunda, bir veya birçok yıllık otsu bir bitkidir. Otsu kısmı ve kökü glikozit, tanen ve acı bir madde ihtiva eder.

Faydası : Sinirleri yatıştırır. Yorgunluğu ve uykusuzluğu giderir. İştah açar. İdrar söktürür. Terletir. Baş, bel ve mafsal ağrılarını dindirir. Göğüs ve kulak ağrılarını keser. Romatizma, lumbago, siyatik ve nikriste faydalıdır.



Muşmula (beşbıyık)
Gülgiller familyasından; kış aylarında yaprak döken, eğri büğrü övdeli, dallı budaklı küçük bir ağaçtır. Çiçekleri beyaz veya pembe renklidir. Meyvesi, buruk ve hoşa gitmeyen bir tattadır. Etlidir. 5 bölmesi vardır. İyice olgunlaştıktan sonra yenir.

Faydası : Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlar. İncebağırsak iltihabı, ishal ve dizanteriyi giderir.

Kan dolaşımını düzenler. Sinirleri güçlendirir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Lumbago ve nikriste kullanılır. Ana karnındaki ceninin düşmesini önler.


Menekşe (benefşe)
Menekşegiller familyasından; çiçekleri tek renkli, bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları yürek biçiminde ve hemen hemen sapsızdır. Genellikle az veya çok koyu renkli olur. Beyaz renklileri de vardır. İlkbahar aylarında çiçek açar.

Faydası : Terletir. Vücuda rahatlık verir. Kanı temizler. Vücutta biriken zehirlerin atılmasını sağlar. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Sıracada faydalıdır. Cilt hastalıklarında da kullanılır.

Lapası yaraların iyileşmesini sağlar. Menekşe yağı, egzama ve uyuzu tedavi eder. Boğmaca ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Sulu temriyeleri de tedavi eder.


Muz (musa)
Muzgiller familyasından; sıcak bölgelerde yetişen, çok yıllık ve çok büyük bir otsu bitki cinsidir. Yurdumuzda Antalya ve Anamur çevresinde yetiştirilir. Muz ağacının gövdesi; toprak altında kök-sap veya soğan halinde bulunur.

Yaprakları bu kök-saptan çıkar. Tabandaki çiçekleri meyve verir. Meyvelerin tamamı sarkık bir sapın üzerinde toplu halde bulunur. Nişasta ve şeker bakımından zengindir. Lezzetlidir. Fırında veya güneşte kurutulduğu zaman çok besleyici bir un verir.

Faydası : Vücudun ihtiyacı olan bütün maddeleri karşılar. Kemiklerin gelişmesini sağlar. Nekahat devresini kısaltır. Sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir.


Meryemana Dikeni (Silybum marianum L)

30-100 cm yükseklikte, gövdesi köşeli, seyrek tüylü, 1-2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları soluk yeşil renkli, beyaz damarlı, kenarları derin dişli ve dikenlidir. Çiçekleri baş şeklinde bir arada, mor (nadiren beyaz) renkli, meyveleri 7 mm kadar uzunlukta, esmer renkli, uç kısımlarında 15 mm kadar uzunlukta, düşücü ve beyaz renkli bir tüy demeti bulunur. Özellikle Almanya' da sık sık Meryemana' yı çağrıştıran bir dinsel sembol olarak resmedildiği için bu isim verilmiştir. Eskiden beri; yaprak, sap ve çiçekleri tedavi amaçlı kullanılmaktaysa da, modern kullanımı tohumları ile sınırlıdır. Tohumları; sabit yağ (%25-30), nişasta, tanen ve flavono-lignan türevi bileşikler- silimarin’ ler ( Silibin, silidianin, silikristin) içermektedir. Çok eski çağlardan beri özellikle karaciğer koruyucu olarak kullanılan bu bitki ile ilgili araştırmalar yaklaşık 30 yıl önce (1958) başladı. 10 yıl sonra ise Münih üniversitesi’ nden H.Wagner başkanlığındaki bir araştırma grubu, silimarin olarak bilinen bir bileşiği (içeriğindeki faydalı etken madde) tohumlarından ayırmayı başardılar. Meryemana dikeni tohumları, %4-6 oranında bu bileşikten içermesine rağmen, günümüzde Amerika’ da üretilen konsantre Meryemana dikeni ekstreleri %70-80 oranında silimarin içermektedirler.

Faydaları ve Kullanım Alanları:

Karaciğerde toksik maddelerin parçalanıp, atılacak hale gelmesine yardımcı olur.

Karaciğerin çalışmasını destekler ve yeni karaciğer hücrelerinin oluşmasına yardımcı olur.

Hepatit, sarılık ve karaciğer iltihabı problemlerinde faydalı olabilir.

Alkolün çok kullanılması sonucu gelişen siroza karşı etkili olabilir. Ayrıca aşırı sigara içen kişiler için de önemlidir.

İyi bir kan temizleyici olup, sedef hastalığında fayda sağlayabilir.

Güçlü bir antioksidan olup, serbest radikallerin etkisini azaltır.

Safra kanalları iltihabı ve hamilelikte safra akımının kesilmesi üzerine iyileştirici etkisi vardır.

Böbreklerin daha iyi çalışmasına katkıda bulunarak idrar yollarındaki problemlerin giderilmesinde olumlu katkılar sağlar.

Dokuları korur ve iltihap önleyicidir.

Meryemana Dikeni tohumları, hemen hemen 2000 yıldır karaciğer problemleriyle ilgili olarak kullanılan bir bitki olup, modern araştırmalar sonucu da karaciğer hastalıkları üzerine olumlu etkisinin ispatlanmış olması, geleneksel bilgilerin de doğru olabileceğine çok ilginç bir örnektir.

Silimarin’ in karaciğere etkileri üzerine yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, bu maddenin gerçekten vücudumuzun ikinci büyük organı olan karaciğeri güçlendiren iyi bir tonik olduğunu ve karaciğer hücrelerine direkt etki gösteren bir madde olduğunu ortaya koymuştur. Önceleri sadece Almanya’ da daha sonraları ise Avrupa’nın birçok ülkesinde yapılan klinik çalışmalarda ise; kronik hepatit (karaciğer iltihabı) dahil, aşırı alkol ve bazı ilaçların neden olduğu safra yolu iltihabı (kolanjit), siroz ve kronik karaciğer hastalıklarında da bu maddenin oldukça etkili olduğu belirlenmiştir. Karaciğer vücudumuzun kimyasal fabrikası gibi çalışarak, sağlığımızın sürdürülmesinde önemli bir rol oynar. Yağların yıkımı-parçalanması için gerekli olan safrayı üretir. Kanımızdaki nikotin, alkol ve karbon monoksit gibi zehirleri zararsız hale getirir. Karaciğer aynı zamanda A,D,E ve K vitaminlerinin de depolandığı yerdir. Meryemana Dikeni tüm karaciğer fonksiyonlarını destekler ve yeni karaciğer hücrelerinin oluşmasına yardımcı olur. Meryemana Dikeni’nin içerdiği silibin aynı zamanda kuvvetli bir antioksidan olup; sigara, alkol ve kirli hava ile alınmış olan zararlı maddeleri ve oksidatif zarar sonucu üretilen serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Silimarin aynı zamanda iyi bir kan temizleyici olup, sedef hastalığı (psoriasis) için de faydalıdır. Sedef hastalığının karaciğerle ilişkisi, karaciğerin temel görevi olan kanı filtre (süzme) etmesine bağlıdır. Başka bir faktör de leukotriene’ lerin fazla üretilmesidir. Silimarin, fazla leukotriene üretimini, böylelikle fazla hücre oluşumunu engeller. Silimarin, karaciğer hormonlarının, ilaçların ve kimyasalların süzülüp temizlenmesinden sorumlu Glutathione maddesinin oranını %35’ in üzerine çıkarmaktadır. Silimarin, karaciğere zarar veren başka bir enzim olan leukotriene’ ler için kuvvetli bir engelleyicidir (inhibitördür) ve karaciğere karşı koruyucu etkisi birçok deneysel ve klinik çalışmalarla gösterilmiştir. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda silimarin’in; siroz, kronik hepatit, karaciğerin yağ infiltrasyonu, gebelikte safra akımının kesilmesi, safra kanalları iltihabı (cholangitis) ve safra kanalları çevresindeki doku ve oluşumların iltihabı (pericholangitis) gibi birçok karaciğer hastalığı üzerinde pozitif etkisi olduğu da gösterilmiştir. Yapılan klinik çalışmalarda, silimarin’in özellikle alkole, kimyasal kaynaklı karaciğer hasarlarına ve viral hepatite (virüsün meydana getirdiği) karşı etkili olduğu anlaşılmıştır. Silimarin, karaciğeri korurken, aynı zamanda yeni karaciğer hücrelerinin oluşmasını ve onların zarar gören hücrelerin yerini almasını sağlamaktadır.

Meryemana Dikeni; faydalı etkilerini daha da artırmak için benzer ve yardımcı etkileri olan Zerdeçal-Hint safranı (Curcuma longa)) ile takviye edilmiştir. Herbir Meryemana Dikeni Kapsülü; 150 mg silimarin (Meryemanadikeni-meyve ve tohum)) ve 350 mg zerdeçal (kök) içermektedir.

Kullanım Önerisi: Meryemana Dikeni, gıda takviyesi olarak yemeklerle beraber günde 1-3 defa 2 kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.












Ekleyen : Siyah
Ekleme Tarihi: 31:05:09