|
EN YENİLER
akrep ile ahtapot
baba oğul su gibi gül ve bülbül Tasın Hikayesi Baba ve ogul Kırık Testi Fırında Ölümü Bekleyiş Nurten Hanımın Gözyaşları Bir Hükümdarın Zülmü EN İYİLER
Aşk Hatırası
Gercek Dost Bir Arkadaslık Hikayesi İslamiyetin Doğuşu ve Yayılışı Cesur Asker Tuzlu Kahve Ölümsüz Sevgi gül ve bülbül baba oğul İcim Acıyor |
Son pişmanlık faruk sevginin ne demek olduğunu yıllar sonra anladı. artık onu hayata bağlayacak hiç bir şeyin olmadığının farkına varmış ama iş işten geçmişti. ailesi yanında yok dünyada yapayalnız kalmış ve hayatta olmaktan usanmıştı. böyle bir hayatın onun için hiç iyi olmadığını biliyordu. yaptıklarından çok pişman, onları çok özlüyor ve cam kenarından her gün gelmelerini bekliyordu. ama o karanlık sokaklarda ne gelen nede giden vardı.görünen tek şey çöp kutusunda çöpleri karıştıran zavallı bir adamdı.. etrafındaki insanlara bakıyor onlarında kendisi gibi ailesi tarafından terk edilmiş olduklarını görünce kahroluyor ve kendisinin neden yalnız olduğu sorusuna cevap vermeye gelince utanıyordu. utanıyordu, çünkü eski günlerde ailesine karşı yaptığı onca eziyetleri ve işkenceleri hatırlıyor,bunları düşündükçe kendisinden iğreniyordu. kafasını duvarlara vuruyor, ama geçen zaman geri gelmiyordu. bir zamanlar eşi hatice iki çocuğu olan abdullah ve zeynep ile bahçeli, küçük, dökülmüş duvarları olan köhne bi evde yaşıyorlardı.çocukları bahçede oynarken, faruk hiçbir şeyin farkında olmadan masanın başında içkisini yudumluyor,eşi hatice ise çocuklarına kışı geçirebilecek kazak ve hırka örmeye çalışıyordu. durumları o kadar kötüydükü bazen yiyecek ekmek bile bulamıyorlardı. zeynep okul çağına gelmesine rağmen hala okula gitmiyordu. çünkü ne defter ne kitep ne de yazı yazabilecek bir kalem almaya paraları vardı.peki bunların suçlusu kim, tabikide farukdu. o düşünmüyor bunları, belkide düşünmek istemiyordu. fakat ondan başka herkes bunların bilincindeydi. tabi işin içinde faruk olunca seslerini çıkartamıyorlar, çok korkuyolar ve eziyetlerine mecburen katlanıyorlardı. onların tek amaçları dayak yemeden, azar işitmeden bir gece rahat uyuyabilmakti.çünkü evlerinin içinde her gün huzursuzluk vardı bunların yaşanmasının istemiyorlar,ona karşı içlende her gün nefret biriksede güler yüzlü olmaya çalışıyorlardı. haticenin ev işlerine gitmesiyle eve ekmek girebiliyor,o gelen paralarlada geçinmeye bakıyorlardı.tabi buna geçinmek denilebilirse.. bu para farakun içki parasına bile zor yetiyordu. o bencil ve kendisinden başkasını düşünmeyen taş kalpli adamın tekiydi. çalışmayıda hiç sevmezdi. çocuklarını ve eşini seviyormuydu onu bile bilmiyordu. onlara o kadar kötü davranıyorduki karısının zar zor çalışıp getirdiği parayı hep içkiye veriyordu. içmekten sıkılmıyor, onun kendisini bu sıkıntıdan ve üzüntüden kurtardığına inanıyordu. halbuki o sıkıntılarıniçki yüzünden başına geldiğini düşünemiyordu. bu şekilde kıtlık ve sıkıntı içinde hayatları devam etti. çocuklar büyüdü, hatice hiç durmaksızın çalışmaya devam ediyor, faruk hiçbir şeyin umrunda olmayıp içkiye para yatırmaya devam etmiş, çocuklarına ve haticeye içkinin etkisiyle her zamanki gibi dayak atmıştı.artık hatice onun eziyetine dayanamayarak hastalanmıştı ve onu hastahaneye götürecek ne kocası nede gidebilecek parası vardı. hatice yataktan kalkıp işe gitmeyi düşünüyor, buna gücü olmadığının farkına varıp öylece kalakalıyordu. bu arada eve para girmediğini gören faruk, iyice huysuzlanmaya başlamıştı. hala çalışmaya niyetli değildi.ama içki parasını bulmak için yeni planlar yapmaya başladı. iyi bir plan yaptığını düşüne farruk 16 yaşındaki kızını yani zeynepi başlık parası karşılığında dul bir adama vermişti.zeynep annesini ve kardeşini babasının eline bırakacağı için çok üzülüyor ve onun kendisinden yaşca büyük birine bir mal gibi verilmekte olduğu düşünüp babasına içinden gelen her şeyi söylüyordu. bütün çabalarına rağmen evlenen zeynep babasının yüzünü görmemeye yemin etmişti. faruk ise kızının sayesinde aldığı paralar ile bir süre daha içki parası bulabilmiş,paralar suyunu çektikten sonra 8 yaşındaki oğlunu zengin bie aileye bir miktar para karşılığında evlatlık vermişti.babasının ayaklarına kapanmasına rağmen vicdansız baba kendi eliyle çocuğunun kaderini değiştirmişti. abdullah,babasının yüzünden annesinden ayrılacağı için çok üzülüyor,küçük olduğu için elinden bir şeyde gelmiyordu.iki çocuğunuda kaybetmeye dayanamayan acılı anne son nefesini çocuklarının isimlerini söyleyerek vermişti.her şeyini kaybetmesine rağmen hala içinde zerre kadar üzüntü olmayan faruk duygusuz ve düşüncesiz bir adam olmaya devam ediyordu. karsıda öldükten sonra ek başına kalmış ve yinede çalışmaya gönlü olmayan faruk ordan burdan borç alarak karnını doyurmaya ve içkisinide içmeye devam etti ama nereye kadar böyle devam edebilir ki?o sadece o günkü içki parasını bulmak için çabalıyordu. aldığı borçları ödeyemediği için etrafındaki insanlar ona düşman olmuş yolda görenler selam vermez hale gelmişti. artık yaşlanmış ve evde tek başına kalacak dermanı kalmamıştı. hiç parasıda yoktu ve karnını doyuravilmek için bir şeyler yapması gerekiyor,elinden de gelmiyordu. en sonunda da elinde kalan son şeyi yani evinide borçlarını ödemek zorunda olduğu için sattı. borçlarını kapattıktan sonra elindeki son parayıda ucuz ve köhne bakımevine yatırdı ve orda yaşamaya başladı. bakımevinde rahat sayılmasada iyi kötü karnı doyuyordu ve etrafında bir sürü kendi gibi insanlar vardı.oradaki insanların yakınları 40 yılda 1 de olsa ziyarete geliyorlardı. onun kimsesi yok ve olmayacaktıda bunu biliyordu.fakat hala cam kenarından ayrılamıyor belki bir ihtimalde olsa gelen olur diye bekliyordu.60yaşına gelmiş hayatında hiç bir şey gelişmemiş ve son zzamanlarından ailesinden birini bekleyerek geçirmeyi arzuluyordu. hayatı monoton bir şekilde devam etmekteyken bu olanları bugünde gözünden flim şeridi gibi geçirmişti.ama her hatırladığında boğazı düğümleniyor göz yaşlanına boğuluyordu. artık buna dayanacak gücü kendinde bulamıyor ve kalbi eskisi gibi çalışmıyor bu bedeni taşıyamıyordu. bu hayattan acı bir şekilde çekip gideceğini biliyordu pencere kenarında ağlarken.. bu düşüncelerini tamamlamaya kalbi dayanamadan alıp götürdü faruku,bu dünyada yaptıkların sorulacağı yere.. geriye ne kaldı sanki acı bir şekilde bir ailenin parçalanmasından başka.burda farukun tek kazancı bile yoktu bu yaptıklarından bir şeyler beklerken en çok acı çekende kendisi oldu.. ailesine sevgi gösteremediği için çok pişmandı.son nefesini verirkende onların adnı sayıkladı ama son pişmanlık fayda etmedi...
Ekleyen : SavaS
Ekleme Tarihi: 10:05:09 |

